Muammer Hacıoğlu (16 Eylül 1945; Eyüpsultan, İstanbul – 4 Nisan 1992, İstanbul), Türk şairdir.
Manastırlı Şadiye Hanım ile Üsküplü Niyazi Hacıoğlu'nun oğludur. II. Dünya Savaşı yıllarında Yugoslavya'dan göç eden bir ailenin tek erkek çocuğu olarak doğdu. Öğrenimini ilkokuldan sonra sürdürmedi. Olumsuz koşullar altında geçen çocukluğu ve içinde yetiştiği toplumun ekonomik ve sosyal gerçekleri daha sonraları Bülent Ecevit'in sözleriyle “Türk halkının özlemlerini ve toplumsal sorunlarını yansıtan şiirleri”nin ana konusunu oluşturdu.

Çocukluk Yılları: Eyüpsultan, 1950'ler

Çağdaşlarınca “yaşantısının acı öyküsünden güç alan güçlü bir şair” olarak nitelendi. Mehmed Kemal'in deyimiyle "Kuşağı tükenmeye yüz tutmuş bohem şairlerdendi. Tıpkı Baudelaire, Verlaine, Rimbaud, Apollinaire, Edgar Allen Poe gibi.."
1950'li yılların başında Eyüp Ebussuud Efendi İlköğretim Okulu'na başlar. (Eski adı Reşadiye Mektebi olan ve Sultan Reşat'ın 1910'da Haliç kıyısında inşa ettirdiği bu tarihî okulda "Dağ Başını Duman Almış" sözleri ile başlayan meşhur Gençlik Marşı, beden eğitimi öğretmeni Selim Sırrı Tarcan tarafından ilk defa öğrencilere söyletilmiştir.) İlkokul 5. sınıfta okulu terk eder. "Şiirle Buluşma" adlı şiirinde ilkokul günlerine bir gönderme vardır: "Bir ilkokul sırasında görmüştüm onu. Beynimden süzülüp yüreğime akmıştı. Ve beni yıllarca sınıfta bırakmıştı." Hacıoğlu okulu terk ettikten sonra evden de kaçar.

İlkgençlik, Gençlik ve Yetişkinlik Yılları: 1960'lar, 1970'ler ve 1980'ler

Askerlikten sonra 1972'de İstanbul'da Beyoğlu Sanat Galerisi'nde sekizinci resimli şiir sergisini açtı. Şiire ilk adımları, dönemin popüler yayımlarından olan "YELPAZE" ile "SİZ" mecmualarında atmıştır. Daha sonra Varlık, Güney, Ilgaz, Yelken, Ege Sanat, Soyut, Yansıma,Papirüs, Hâkimiyet Sanat, Ozanca, Çağdaş Türk Şiiri, İnsancıl, Türkiye, Şiir Defteri vb. edebiyat dergilerinde şiirleri yayınlandı. “Doğmamış Çocuklara” adlı şiiri Yılmaz Güney’in "Arkadaş" (1974) filminde ‘başka birinin şiiri sahiplenmesiyle’ kendisinden izin alınmaksızın kullanıldı. "Muammer Hacıoğlu, şiirinin filmde ve senaryonun yayımlandığı kitapta kullanılmasına rağmen hiçbir açıklama yapılmadığını, ayrıca bu nedenle kendisine hiç haber verilmediğini görünce, o sıra Ankara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Yılmaz Güney'e bir mektup yazar. Şair Muammer Hacıoğlu mektubunda özetle; 'Şiirimi hem filmde, hem senaryonun yayımlandığı kitapta kullandığınız hâlde, benim olduğunu belirtmediğiniz gibi, benden de izin almadınız. Siz istediniz de ben şiirimi vermedim mi?' diyerek tepkisini dile getirmiş, Susun Ağlayacağım (1971) adlı şiir kitabını da mektupla birlikte göndermiştir. Yılmaz Güney de, cezaevinden yazdığı mektubunda, 'Yonca Yücel adlı oyuncu bu şiirin kendisine ait olduğunu söyledi. O nedenle böyle bir durum ortaya çıktı. Kusura bakma,' demiştir."

21 Şubat 1972'de öğretmen Fazilet Arıcan ile evlenir. Bu evlilikten Savaş (d. 1972) ve Volkan (d. 1977) adlı iki oğlu olur. Muammer Hacıoğlu ile öğretmen eşi Fazilet Arıcan nikâh töreninden hemen sonra Beyoğlu Refia Övüç Olgunlaşma Enstitüsü'nde Hacıoğlu'nun sekizinci şiir sergisinin açılışına giderler. Şairin o tarihte yeni yayımlanmış olan Susun Ağlayacağım (1971) adlı şiir kitabını da okurlarına imzaladığı sergi, dönemin en yüksek tirajlı popüler dergilerinden Hayat Mecmuası'nda haber olur. 70'li yıllarda şiirleri TRT İstanbul Radyosu'nda Nedret Selçuker ve Neval Tuncer tarafından pek çok kez seslendirildi. Aynı dönemde Suavi Sualp ile ortak çalışmalar yaptı. Yönetmen, senarist, prodüktör ve aktör Remzi Jöntürk'ün "Adam Üçlemesi" serisinde yer alan ve Cüneyt Arkın’ın başrolünü oynadığı "Yarınsız Adam" (1976) ile "Yıkılmayan Adam" (1977) adlı filmlerde rol aldı. 1973'te yayımlanan aynı adlı kitabında yer alan "Öfke Kında Durmaz" adlı şiiri, Kadir İnanır tarafından "Kan" (1977) filminin açılış sahnesinde okundu. "Acılardan Acılara" adlı şiirini, Kartal Tibet "Takip" (1972) filminde seslendirdi.
İlk kitabı Altın Mısralar'daki (1969) “Çilli Kız” adlı şiiri Mehmet Lâmi Ateş tarafından bestelendi. Şarkıcı Emrah "Doğmamış Çocuklara" adlı şiirini "Çocuklar" adı ile repertuvarına aldı. “Suç” adlı şiirini ise Selda Bağcan, Ziller ve İpler - Akdeniz Şarkıları 1 albümünde "Acıların Rıhtımında" adı ile besteledi. Beni Sokaklar Çağırıyor (1972) adlı kitabındaki "Sürgün" şiirini, Rojin Ülker "Jan / Sızı" (2005) adlı albümünde yer alan "Yürüyorum" nakaratlı şarkıda besteledi. Behçet Necatigil'in Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü’nde var olan maddesi yeni baskılardan çıkarıldı. Necatigil'in ölümünden sonra sözlüğe yapılan müdahaleleri geçersiz sayan Yapı Kredi Yayınları 2016 yılında, eserin 1978 tarihli orijinal son baskısını nihaî versiyon olarak kabul eden tıpkı basımı ile birlikte açıklayıcı bir not yayımladı: "Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü, Behçet Necatigil’in edebiyatımızın topografyasını çıkardığı anıt sözlüğü. İlk baskısı 1960’ta yayımlanan sözlük, edebiyat tarihimiz açısından büyük bir boşluğu doldurdu, her yeni baskısında büyük bir ilgi ve tartışmayla karşılandı. Necatigil’in ölümünün ardından yapılan baskılarda sözlüğün içeriği çeşitli ekleme ve çıkarmalarla güncellendi. Sözlük, günün gelişmelerine uyumlu hâle getirilirken, ister istemez, katışıksız Necatigil eseri olmaktan uzaklaştı. Necatigil’i, 100. yaşında, sağlığında son kez gözden geçirdiği ve genişlettiği 1978 tarihli çalışmasıyla anıyoruz. 901 Türk edebiyatçısının hayatı ve eserini içeren, tamamı Necatigil’in imzasını taşıyan bu çalışma, edebiyatımızın ve Necatigil’in mihenk taşlarından biri."

“Kültürü moda gibi tüketenlerin kendisinden haberleri bile olmayan protest şair” Muammer Hacıoğlu'nun toplumcu gerçekçi çizgideki şiirlerinin coğrafyasında insan, insanın insanla ilişkileri, Doğu ve Doğu insanı önemli yer tutar. Yaşadığı dönemde ülkenin siyasi durumu şiirlerinin özünü oluşturmaktadır.
1968'den 12 Eylül 1980'e kadar olan dönemde yayımlanan dokuz şiir kitabında, dönemin toplumsal ve siyasal çalkantılarının derin izleri görülmektedir. Şair, eserlerinde gecekonduları yıkılan insanları, grevdeki işçileri ve feodal bağlarını kopararak büyük kentlere göç eden bireyleri konu edinmiştir. Şiirlerinde işlenen temalar, maden ocaklarından dokuma tezgâhlarına, cezaevlerinden uluslararası mücadele alanlarına, Vietnam ve Küba gibi ülkelere kadar geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Bu eserlerde, dönemin toplumsal dönüşümleri, işçi sınıfının mücadelesi, göç, kentleşme ve siyasal baskılar gibi olgular, toplumcu gerçekçi bir bakış açısıyla ele alınmıştır. Şairin şiirlerinde, bireysel acıların ötesinde, kolektif direnişin ve toplumsal değişim arzusunun izleri belirgindir.