Gilbert Ryle (1900-1976), çağdaş İngiliz filozofudur. Dil felsefesi geleneği içinde yer alır. Ludwig Wittgenstein'ın felsefi sorunlara yaklaşımını paylaşan İngiliz sıradan dil filozofları kuşağının bir temsilcisiydi. Aristoteles'ten etkilenip, Edmund Husserl ve Meinong'la da ilgilenen Ryle'ın en önemli iki kitabı Zihin Kavramı ve İkilemler'dir.
Felsefenin en önemli görevinin, yanlış kurgu ve saçma kuramların, bu kuramlarda geçen dilsel deyimlerin sonucu olduğunu göstermekten oluştuğunu dile getiren Ryle, bir ifadenin sentaktik formu ile bu ifadelerin betimlediği olgu formlarını birbirinden ayırmış ve gündelik dilde geçen deyimlerden büyük çoğunluğunun sistematik olarak yanıltıcı olduğunu savunmuştur. Ryle filozofun, gündelik konuşmanın yanıltıcı ifadelerinden sakınmak için, tümceleri, felsefenin konu aldığı olgu formlarını açıkça gözler önüne serecek şekilde yeni baştan ifade etmeyi öğrenmesi gerektiğini söylemiş ve felsefi analizin bu tür yeni baştan tanımlamalarla başladığını iddia etmiştir.
Hayatı
Gilbert Ryle, 19 Ağustos 1900 tarihinde İngiltere'nin Sussex eyaletinin Brighton kentinde doğdu. Babası felsefe ve astronomiyle ilgilenen biriydi ve çocuklarını kütüphanelere götürüyordu. Ryle 1919'da Brighton College'dan mezun olduktan sonra, Oxford Üniversitesi'nde Queens College'da klasikleri okudu. Daha sonra burayı bırakıp felsefe okumaya başladı ve okulu yüksek onur derecesiyle bitirdi. İkinci Dünya Savaşı’na kadar Christ Church'te öğretmen olarak kaldı. Savaştan sonra Oxford felsefe de profesör olarak görev yapmaya başladı ve Aristotelian Society'nin başkanlığını ve Mind Dergisi'nin editörlüğünü yaptı. 6 Ekim 1976 tarihinde North Yorkshire'ın Whitby kasabasında öldü.
Yöntemi
Ryle, başlangıçta Husserl ve Heidegger'in etkisiyle fenomenoloji üzerine makaleler kaleme almasına rağmen, Wittgenstein felsefesiyle tanıştıktan sonra analitik felsefeye yönelmiştir. Mantıksal atomculuk akımının ortaya çıkışı ve gelişimini yakından izleme şansına sahip olmuş, ancak akımın temsilcilerinin felsefe yöntemi kendisine fazla çekici gelmemiştir. Bilindiği gibi, analitik felsefenin bir kolunu oluşturan mantıkçı pozitivizm, Wittgenstein'ın Tractatus Logico Philosophicus adlı eserinden hareketle bir olgusal felsefe, bir mantıksal olguculuk oluşturmaya çalışmıştır. Burada resim kuramı ve özel dil tartışmalarına dayanan felsefe yöntemi, önermelerin çözümlemesini bu özel dil açısından yaparak felsefeyi bu özel dilin analizine indirgeme hareketi olarak karşımıza çıkar. Oysa Ryle, özel dil karşısında günlük dilin kullanımın kendisine yöntem olarak benimser ve bu günlük dil kullanımından hareketle bir dil çözümlemesine girişir. Mantıkçı pozitivistlerin olguya karşılık gelmediği gerekçesiyle felsefeden uzaklaştırmaya çalıştığı metafizik ise, Ryle açısından bir yatkınlık yahut eğilim alanı olarak kabul edilecektir. Kendisi de bir metafizik profesörü olan filozof, metafizik karşıtı filozofların tekelci düşüncelerine mesafeli yaklaştı ve kendine özgü bir felsefe yöntemi benimsemeye çalıştı.
Ryle, mantıkçı pozitivistlerin mantıksal analizinin tersine, kavramsal analiz yoluyla felsefe yapmaya çalışmıştır. Kavramlar arasındaki farklılıkların gösterilmesi, Ryle açısından çok önemlidir. Çok soyut ve formel bulduğu modern mantığı yeri geldiğinde eleştirmekten kaçınmayan filozof, bu mantığın, önermelere içerikten koparılmış kuru bir bakış açısıyla yaklaştığını, oysa önermenin mantıksal formu olarak anılan şeyin içerik yoluyla özellik kazanıp belirlenen şey olduğunu öne sürer. Aynı mantıksal yapıya sahip olan iki önerme, eğer bağlantı içine soktukları kavramlar aynı kategoride değilse, aynı mantıksal forma da sahip değildir. Öyleyse, kategorilerin belirlenimi, onların a priori listesini yapmakla mümkün olacaktır.
Tractatus'un etkisini daima üzerinde hissetmesine rağmen, özel dili hiçbir şekilde kabul etmeyen Ryle, bu kitabın öne sürdüğü kimi düşünceleri kabul etmemiştir. Özellikle olguların dilin sınırlarını belirlemesi ve dünyayı da olgulara indirgemesi, filozofun en başından beri karşı çıktığı özel dilin egemenliğini gösteren bir durumdu. Fenomenoloji'den dil çözümlemesine doğru bir gidiş gösteren Ryle felsefesi, aslından Wittgenstein'ın ikinci döneminde öne sürdüğü görüşlerle yani gündelik dilin felsefeye uygulanmasına olanak veren bir yöntemle biçimlenmiştir. Filozofa göre felsefenin görevi, yanlış felsefî sistemler ve saçma kuramlardaki anlatım yanlışlıklarını ortaya koymak ve onları düzeltmektir.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!