Erwin Schrodinger'in Hayatı ve Eğitimi
Erwin Rudolf Josef Alexander Schrodinger, 12 Ağustos 1887 tarihinde Viyana'nın Erdberg ilçesinde, Rudolf Schrodinger ve Georgine Emilia Brenda Schrodinger'in tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası bir muşamba masa örtüsü imalatçısı ve botanikçiydi. Annesi ise bir kimya profesörü olan Alexander Bauer'in kızıydı. Babası Katolik, annesi ise Protestan olan Schrodinger, Protestan mezhebi uyarınca yetiştirildi. 1898 yılında Akademisches Gymnasium'a başlayan geleceğin ünlü fizikçisi, bu üst düzey liseden 1906 yılında yüksek başarıyla mezun oldu. Ardından 1906 ile 1910 yılları arasında Viyana'da matematik ve fizik eğitimi aldı. 1910 yılında Franz Serafin Exner'in danışmanlığında fizik doktoru unvanı kazandı. Bir yıllık askerlik hizmetinin ardından üniversiteye dönen Schrodinger, 1911'de Exner'in yanında asistan olarak çalışmaya başladı. 1914 yılında Viyana Fizik Enstitüsü'nde profesör unvanı aldı ve bu dönemde dönemin en önemli fizikçileriyle çalışma fırsatı buldu. 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla tekrar askere çağrıldı ve İtalya cephesine gönderildi.
Akademik Kariyeri ve Bilimsel Çalışmaları
Savaştan sonra Viyana'ya dönen Erwin Schrodinger, radyoaktif bozunum ve kristal yapıların dinamikleri üzerinde çalışmaya başladı. Mart 1920'de Annemarie Bertel ile evlenen bilim insanı, aynı yıl Jena ve Stuttgart'ta, 1921'de ise Breslau Üniversitesi'nde dersler verdi. Breslau'da bir yılını doldurmadan 1922'de Zürih Üniversitesi'ne geçti. Zürih'te Albert Einstein ve Max von Laue'nin görev yaptığı teorik fizik kürsüsünde çalıştı. Kendi adı ile anılan Schrodinger Denklemi'ni de 1925 yılında bu süreçte kurdu ve kuantum mekaniğini tanımlayan dalga mekaniğini ortaya koydu. Zürih'teki altı yılı boyunca renkli görüşün fizyolojisinden termodinamik problemlerine kadar birçok alanda çalıştı ve atomaltı parçacıkların mekaniği hakkında 1926'da yayımladığı altı makalesiyle uluslararası üne kavuştu. Atom teorisinin yeni işlevlerinin keşfedilmesine yaptığı katkılar dolayısıyla 1933 yılında Paul Dirac ile birlikte Nobel Fizik Ödülü'ne layık görüldü.
Nazi Dönemi ve Sürgün Yılları
Erwin Schrodinger, 1927 yılında Berlin'e taşınarak Humboldt Üniversitesi'nde Max Planck'ın yerini aldı. 1933 yılında Nasyonal Sosyalistler'in iktidara gelmesinin ardından Nazilere karşı açıkça tavır alarak Almanya'dan ayrıldı ve Oxford Üniversitesi'nin teklifini kabul etti. 1936'da Graz'daki Karl Franzens Üniversitesi'nin teklifiyle Avusturya'ya döndü. Ancak 1938'de Avusturya'nın Nazi Almanyası tarafından işgali sonrasında Graz gazetelerinde Hitler'e itaat edeceğini belirten makaleler yayımlaması çekimser bir tavır olarak yadırgandı. Nazi taraftarı üniversite yönetimi, siyasi görüşleri güvenilmez bulduğu için Schrodinger'in görevine son verdi. Bunun üzerine 14 Eylül 1938'de trenle Roma'ya giden bilim insanı, ardından Dublin'e geçti. 1940 yılında kurulan Dublin İleri Araştırmalar Enstitüsü Teorik Fizik Okulu'nun müdürlüğüne getirildi. İrlanda vatandaşlığına geçen Schrodinger, 17 yıl Dublin'de kaldı. 1944 yılında yayımladığı Hayat Nedir? adlı kitabında organizmaların genetik şifresini içeren karmaşık bir molekül fikrini öne sürdü. Bu eser, daha sonra DNA molekülünün yapısını çözen Francis Crick ve James Watson'a ilham kaynağı oldu. Dublin yıllarında birleşik alan teorisi üzerine çalışan ve Einstein'la yazışan Schrodinger, 1954'te Antik Yunan felsefesi ve bilimi üzerine Doğa ve Yunanlar kitabını yazdı. Aşk hayatındaki skandallarla da anılan bilim insanı, iki gayrimeşru çocuk sahibi oldu.
Son Yılları ve Eserleri
1956 yılında Viyana'ya dönen Erwin Schrodinger, ölümüne kadar Viyana Üniversitesi Teorik Fizik Enstitüsü'nde ders vermeye devam etti. Son yıllarını Tirol'e bağlı Alpbach kasabasında geçirdi. 4 Ocak 1961 tarihinde verem hastalığı nedeniyle hayata gözlerini yumdu ve vasiyeti üzerine Alpbach kasabasında defnedildi. Haç şeklindeki mezar taşına kendi adını taşıyan denklem kazındı. Bilim dünyasına bıraktığı en büyük miras olan Schrodinger Denklemi, klasik mekanikten farklı olarak matematiği kullanarak kuantum mekaniğine erişim sağladı ve Heisenberg ile Born'un matris mekaniğiyle eşdeğerliliğini kanıtladı. Ayrıca Ernst Mach'ın çalışmalarından esinlenerek renk algılama teorisi ve renk uzayları üzerinde çalışarak Uluslararası Aydınlatma Komisyonu'nun XYZ renk uzayının geliştirilmesine katkı sundu.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!