Benderli Ali Paşa (1770 – 30 Nisan 1821), II. Mahmud saltanatında 26 Mart 1821 - 30 Nisan 1821 tarihleri arasında bir ay üç gün Sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır. Yunan Ayaklanması'nı gizlice desteklediği gerekçesi ile 22 Nisan 1821'de Fener Patriği Grigoryos'un asılmasına ferman buyurmuştur. Ancak bu irade sonrasında 30 Nisan'da Kıbrıs'a sürülmüş ve idam edilmiştir. Tarihte padişah emri ile idam olunan 44. ve son Sadrazamdır.
Gençliği ve Devlet hizmetinde yükselişi
Bender şehrinde doğmuştur. Benderli Ağa Baba adlı zatın oğludur. Gençliğinde kölelerinden birini tokatlayarak ölümüne sebep olmuş ve diyetini ödemesine rağmen vicdan azabı ile şehir değiştirip Hotin'e gidip eşraftan Ali Ağa'ya bağlanmıştı. Sonra Laz Aziz Ahmet Paşa'ya İbrail'de iken silahdar oldu ve birlikte Erzurum'a gidip kapıcıbaşı oldu. Onun vefatında İstanbul'a dönerek rikab-i humayuna mulazim oldu. Bir müddet sonra Gümülcine kazası mübayaacısı ve sonra mirimiran olup Ahiska muhafızı ardından vezir olarak Çıldır valisi oldu. Çıldır valisi olarak görev yaptığı döneme ait olaylar 1769-1825 dönemini kapsayan Ahıska Şer'iyye Sicili'nde yer almaktadır. Mart 1821'de Çirmen mutasarrıfı ve ordu çarhacısı olma tayini çıktı.
Sadrazam Ispartalı Seyyid Ali Paşa, Yunan isyanı çıkınca azledildi (28 Mart 1821). Yerine Mart 1821'de Benderli Ali Paşa getirildi. Benderli Ali Paşa atandığı sırada Çirmen'de göreve gitmekteydi. Bazı kaynaklara göre 4 Nisan'da İstanbul'a gelmiş ve idareyi ele almıştır. Tarih-i Cevdet'e göre ise Receb'in onbeşinde Maltepe'ye geldiğini saraya bildirmiştir. Diğer kaynaklara göre Receb'in onsekizinci günü Benderli Ali Paşa, Silahdar Ağa vasıtasıyla rikab-ı hümayuna davet ve şeyhülislam Abdulvahap Efendi ile birlikte gelenek olan sadaret hil'atini giydikten sonra Bab-ı Ali'ye gelmiştir.
Sadrazam olduktan birkaç gün önce padişah sarayının suyunu zehirlemek, Demirkapı'da suyolcuların oturdukları kale burcuna mazgallar açmak gibi suçlarla itham edilerek hapsedilen üç Rum suyolcuyu idam ile işe başlamıştır.
Yunan İhtilali ve Patrik Grigoryos'un asılması
Üçüncü defa İstanbul Rum patriği olan Grigoryos'un Moralılar ile haberleştiği ortaya çıktığından, yine Receb'in on dokuzuncu günü ki, Rumların paskalyası idi, azil ve katlinin lüzumundan bahisle yerine on ikilerden birinin seçilmesi hakkında çıkan ferman, divan-ı hümayun tercümanı İstavraki Bey'e verilince idam sözünü işittiği gibi şayet cemaat korkarsa başka patrik seçimi zor olur diye hatırlatınca idam sözü tashih edildi. İstavraki Bey patrikhaneye giderek metropolitleri toplayarak fermanı okuyup, Pisidye metropoliti Oyenos'u patrikliğe seçtirmiştir.
İşte bu seçim sırasında sadrazam Grigoryos'u Bab-ı Ali'ye getirterek "Senin bu fesaddan önceden haberin yok mu idi ki, saklayıp söylemedin" diye sorduğunda inkâr etti. Sadrazam tekrar sorguya başlayarak: "Ya! Bir fahişe avratın yaptığı zinaya kadar haberiniz olduğu hâlde, böyle milletçe büyük bir fitne fesaddan cahilce haberim yoktu demekle inandırabilir misiniz?" diye ısrarla suçlayınca, Grigoryos: "Devletli efendim! Bendeniz doksan yaşını geçmiş şuursuz bir ihtiyarım. Eğer bilirse on ikiler bilir" diye cevap vermiş ise de, bayağı bir papaz ve Kocabaşı güruhunun uzun zamandan beri haberdar olduğu milliyet işinden patriğin haberinin olmaması akıl dışı bir olaydı. Bundan dolayı Sadrazam "Bunu şimdilik Kadıköyü'ne götürünüz" diyerek kovduğu sırada, yeni patriğin seçildiği haberi gelince Grigoryos hemen Fener'e gönderilerek yaftası göğsüne takıldı, patrikhanenin orta kapısında idam edildi (22 Nisan 1821). Patrik'in asıldığı günden sonra, idama götürülürken dışarı çıkartıldığı odanın kapısı kilitlenmiştir. Bugün kilisenin inisiyatifine bağlı olarak kapı hâlâ kapalı tutulmaktadır. Bu kapı Petro Kapısı ya da Orta Kapı olarak da bilinir.
Peşinden Kayseri, Edremit ve Tarabya metropolitleri dahi Balık pazarında ve Kaşıkçılar hanı önünde ve Parmakkapı'da idam edildiler.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!