Cem Sultan veya Şehzade Cem (23 Aralık 1459, Edirne - 25 Şubat 1495, Napoli), II. Mehmed'in Çiçek Hatun'dan olma en küçük oğlu olan Osmanlı şehzadesidir. Babasının ölümünden sonra ağabeyi II. Bayezid ile girdiği taht mücadelesi ve sonrasında Avrupa'da geçirdiği 13 yıllık sürgün hayatı ile Osmanlı tarihinin en trajik figürlerinden biri oldu. Bu süreç, Osmanlı İmparatorluğu'nda bir iç sorunun ilk kez büyük bir Batı sorununa dönüşmesine yol açtı.
Şehzadelik yıllarını sırasıyla Kastamonu ve Karaman sancakbeyliklerinde geçiren Cem, buralarda çevresine topladığı âlimler ve şairlerle canlı bir kültür muhiti oluşturdu. Fâtih Sultan Mehmed'in 1481 yılındaki ölümünün üzerine devlet ricali ve yeniçerilerin desteğini alan II. Bayezid, İstanbul'a ulaşarak tahta çıktı. Şehzade Cem bu durumu kabul etmeyerek Karaman'daki kuvvetleriyle harekete geçti; Bursa'yı ele geçirip adına hutbe okuttu, para bastırdı ve hükümdarlığını ilan etti. 20 Haziran 1481'de II. Bayezid'in ordusuna karşı Yenişehir Ovası'nda yaptığı savaşı kaybetti ve geri çekilmek zorunda kaldı.
Cem, yenilgisinin ardından Memlûk Sultanlığı'na sığındı. Ardından Karamanoğullarının davetiyle Anadolu'ya dönüp şansını tekrar denediyse de başarılı olamadı. Nihayetinde Rodos'taki Hospitalier Şövalyeleri'ne sığındı. Şövalyeler tarafından Fransa'daki çeşitli şatolarda sıkı bir gözetim altında tutulduktan sonra, büyük bir diplomatik pazarlıkla Roma'da Papa'ya teslim edildi ve ömrünün son yıllarını Papa VI. Alexander Borgia ile Fransa Kralı VIII. Charles'ın siyasi kıskacında geçirdi. II. Bayezid, Cem'in serbest bırakılmaması için her sene yüklü miktarda para ödedi. 25 Şubat 1495'te, VIII. Charles'ın İtalya seferi sırasında Napoli yakınlarında öldü. Cenazesi birkaç yıl sonra Osmanlı topraklarına getirilerek Bursa'daki Muradiye Külliyesi'ne defnedildi.

Yaşamı

Fâtih Sultan Mehmed'in üçüncü oğlu olarak 23 Aralık 1459 Edirne'de doğdu.
Annesi Çiçek Hatun'dur. Dört yaşına geldiğinde çeşitli hocalardan dersler almaya başladı. Bu eğitim 10 yaşına kadar sarayda devam etti. Rumca dâhil bazı dilleri öğrendi.
10 yaşındayken Kastamonu Sancak Beyliği görevi ile saraydan ayrıldı. Yanında bulunan iki lalası (Süleyman Çelebi ve Nasuh Çelebi) ve bu şehrin kültürel ve eğitim kaynakları dolayısıyla bu görevde de eğitimine devam etti. Bunun yanında sancak beyliği olarak siyaset ve kamu idaresi konularında pratik bilgiler, tecrübeler ve yetenekler kazandı. Şehzade Cem için 1472'de İstanbul'da sünnet töreni yapıldı.
1473'te Fatih Sultan Mehmed, Uzun Hasan'ın üzerine doğu seferine gitti. Büyük şehzadeleri olan Şehzade Mustafa ve Şehzade Bayezid'i yanında götürdü. Cem'i lalaları ile geride Edirne Sarayı'nda kaymakam olarak bıraktı. O zamanlara sarayda iç oğlanı olan ve sonradan vatanı İtalya'ya dönerek hatıratını yazan Vicenza'li Angiolello bu dönem olaylarını hatıralarına geçirmiştir. Bu anılara göre Anadolu'ya geçen Fatih Sultan Mehmed'den Edirne'ye 40 gün kadar hiç haber gelmemişti. Bunu Sultan'ın başına gelen bir felaket olarak yorumlayan Şehzade'nin iki lalası onu sultan olarak ilan ederek saray halkının ona biat etmesini sağladılar. Fakat Fatih Sultan Mehmed bu seferde galip olarak geri dönüp bu olayı öğrenince çok sinirlendi. Şehzade'nin lalalarını (Süleyman ve Nasuh çelebileri) idam ettirdi. Fatih Sultan Mehmed'in bu olayı ciddi olan bir saray komplosu olarak görmesi mümkündü. Fakat belki de kendi gençliğinde babası II. Murad'ın kendine sultanlığı devrinden sonraki bir Melami şeyhine inanarak yaptığı hareketleri hatırlayarak, sonraki kararlarından bir toy, genç şehzadenin kandırılarak da bir yakışıksız hareket olarak gördüğü düşünülmesi çok olasıdır. Çünkü ertesi yıl Konya'da valiyken ölen Şehzade Mustafa'nın yerine Şehzade Cem'i Konya'ya vali olarak atadı.
3 Mayıs 1481'de Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine yeni padişahı belirlemek için Amasya'da bulunan en büyük Şehzade Bayezid'e ve Konya'da bulunan en küçük Şehzade Cem'e haberciler gönderildi. Veziriazam Karamanlı Mehmet Paşa, Şehzade Cem taraftarıydı ve bu yüzden sultanın vefatını bir süreliğine gizlemeye çalışmışsa da bunu başaramamıştı. Duruma kızan Yeniçeriler ayaklanıp sadrazam Karamanlı Mehmed Paşa'yı öldürdüler ve Şehzade Bayezid'in, İstanbul'da bulunan oğlu Korkut'u saltanat naibi ilan ederek onu tahta çıkardılar. Ancak Cem Sultan'a gönderilen haberci, yolda Şehzade Bayezid'in kayınbabası ve Anadolu Beylerbeyi olan Sinan Paşa tarafından yakalandı ve öldürülmesi neticesinde Cem Sultan haberi aldığında iş işten geçmiş, en büyük destekçisi sadrazam Karamanlı Mehmed Paşa da yeniçerilerin isyanıyla öldürülmüştü. Cem Sultan, babasının vefatını dört gün sonra öğrenebildi. Şehzade Bayezid, İstanbul'a varır varmaz devlet idaresini eline aldı.

Bursa'da tahta çıkışı

Cem Sultan, babasının meşhur Kanunnâme'sine koydurttuğu "Her kimseye evladımdan saltanat müyesser ola karındaşlarını nizam-ı âlem için katletmek münasiptir. Ekser ulemâ dahi bunu tecviz etmişlerdir..." hükmü gereği öldürüleceğinden emin olduğundan, Konya civarında topladığı bir miktar askerle Bursa'ya doğru ilerledi. Cem Sultan, 4000 kadar askeriyle birlikte 27 Mayıs 1481'de İnegöl önlerine geldi. Sultan II. Bayezid, Ayas Paşa idaresindeki bir orduyu Cem Sultan'ın üzerine gönderdi. 28 Mayıs'ta yapılan muharebeyi kazanan Cem Sultan Bursa'da padişahlığını ilan etti. Kendi adına hutbe okutarak para bastırdı ve çeşitli fermanlar yayımladı. Bu saltanatı ancak yirmi gün sürdü. Sultan II. Bayezid'e gönderdiği arabulucularla, özellikle büyük halası Selçuk Sultan ile kendisinin Anadolu'da, Sultan Bayezid'in de Rumeli'de padişah olmasını ve Osmanlı topraklarını eşit olarak paylaşmayı teklif etti, kan dökülmemesini talep etmiş, Bayezid buna "Hükümdarlar arasında akrabalık yoktur." şeklindeki Arap atasözüyle karşılık vermişti.
Bundan sonra taraflar daha üstün ve avantajlı duruma sahip olabilmek için gayret gösterdi ve Sultan II. Bayezid, ordusuyla birlikte Cem Sultan'ın üzerine yürüdü. Yenişehir Muharebesini kaybeden Cem Sultan, Konya'ya geldi. Ancak Gedik Ahmet Paşa komutasındaki kuvvetlerin takibi sürünce, Cem Sultan yanına ailesini de alarak Osmanlı topraklarını terk ederek Ramazanoğulları toprakları olan Adana'dan, Memlûk Sultanlığı toprakları olan Halep'e geçip Kahire'ye gitti. Memlüklü Sultanı Kayıtbay onu törenle karşıladı. Fakat Kayıtbay Cem Sultan'in aradığı askeri desteği vermedi. Cem Sultan oradan da Hac mevsiminde Hicaz'a gitti. Cem Sultan, hacca giden ilk Osmanoğlu'dur.
Orada yazdığı şiirlerinde saltanat kavgasından tamamen vazgeçtiği, hac farizasını yerine getirmenin verdiği iç huzuru taç ve tahta bile değişmek istemediği görülür. Hicaz'da bulunmakta iken Bayatlı Mahmud adlı bir tarihçiyi erken Osmanlı tarihlerinden en önemlilerinden biri olan "Cam-i Cemayin" adlı tarih eserini hazırlamaya destek sağladı.
Hac'dan sonra tekrar Kahire'ye gelerek çeşitli telkin ve tahriklerle yeniden talihini denemek istedi. 27 Mayıs 1482'de Konya'yı kuşattı. II. Bayezid'in yaklaşması üzerine kuşatmayı kaldırarak Ankara'ya gitti. Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti, ancak yollar tutulmuştu. II. Bayezid bu defa Cem Sultan'a bütün masraflarının karşılanması şartıyla Kudüs'te ikamet etmesini teklif etti; ancak bu teklifi reddetti. Başta Karamanoğlu Kasım Bey olmak üzere etrafındaki bazı kimseler saltanat mücadelesine Rumeli'de devam etmesi tavsiyesinde bulundular. Ağabeyi Sultan II. Bayezid'den bir mektup aldı. Bu mektupta, padişahlıktan vazgeçtiği takdirde kendisine bir milyon akçe ödeneceği belirtiliyordu.