Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus (31 Ağustos 12 – 24 Ocak 41), bilinen adlarıyla Gaius veya Caligula (İngilizce telaffuz: /kəˈlɪɡjʊlə/), MS 37'den MS 41'deki suikastına kadar hüküm süren Roma İmparatorluğu'nun üçüncü imparatorudur. Roma generali Germanicus ile Augustus'un torunu olan Yaşlı Agrippina'nın oğlu olan Caligula, Roma İmparatorluğu'nun ilk hükümdar hanedanı olan Julius-Claudius Hanedanı'nın mensubuydu. Tiberius'un imparator olmasından iki yıl önce doğdu. Caligula, henüz dört veya beş yaşından biraz büyükken babası, annesi ve kardeşleriyle birlikte Cermanya'daki askerî seferlere katıldı. Babasının askerleri, Gaius Julius Caesar'ın adını taşıyan Gaius'a sevgiyle "Caligula" lakabını verdi.
Germanicus, MS 19'da Antakya'da öldü ve Agrippina, altı çocuğuyla birlikte Roma'ya döndü. Burada Germanicus'un öz amcası ve evlatlık babası olan İmparator Tiberius ile şiddetli bir anlaşmazlığın içine sürüklendi. Bu çatışma sonunda ailesinin yok edilmesine yol açarken Caligula, ailenin hayatta kalan tek erkek üyesi oldu. Tiberius, MS 26'da kamu yaşamından çekilerek Capri Adası'na yerleşti ve Caligula da MS 31'de onun yanına katıldı. Tiberius'un MS 37'de ölmesinin ardından Caligula, 24 yaşında imparator oldu. Caligula'nın yaşamı ve dört yıllık hükümdarlığı hakkında günümüze ulaşan az sayıdaki kaynakların çoğu, anlattıkları olaylardan uzun yıllar sonra soylular ve Roma Senatosu üyeleri tarafından kaleme alındı. Bu kaynaklarda Caligula'nın hükümdarlığının ilk döneminde "iyi, cömert, adil ve halkın çıkarlarını gözeten" bir hükümdar olduğu, ancak zamanla giderek kendini düşünen, zalim, sadist, savurgan ve cinsel açıdan sapkın bir kişiliğe dönüştüğü anlatılır. Kaynaklar ayrıca onu yaşayan bir Tanrı olarak tapınılmayı talep eden ve bunu sağlayan, Senato'yu küçük düşüren, atını konsül yapmayı planlayan akıl hastası ve katil bir tiran olarak tasvir eder. Buna karşılık modern tarihçilerin çoğu, Caligula'nın konumunu, kişiliğini ve içinde bulunduğu tarihsel koşulları açıklamaya çalışır. Bazı tarihçiler ise hakkındaki suçlamaların önemli bir bölümünü yanlış anlama, abartı, alay veya kötü niyetli kurgular olarak değerlendirir.
Kısa hükümdarlığı sırasında Caligula, principatus içerisindeki dengeleyici güçlerin aksine imparatorun sınırsız kişisel otoritesini güçlendirmeye çalıştı. Roma'nın sıradan halkına fayda sağlamak amacıyla yarış pistleri, tiyatrolar ve amfitiyatrolar gibi görkemli inşaat projelerine ve kamu hizmetlerine büyük önem verdi; ayrıca yolların ve limanların iyileştirilmesi için çalışmalar yürüttü. Roma'da iki su kemerinin, Aqua Claudia ve Anio Novus'un yapımını başlattı. Hükümdarlığı döneminde Mauretanya'daki bağlı krallık ilhak edilerek bir Roma eyaletine dönüştürüldü. Bununla birlikte Britanya'yı istila etme girişiminden ve Kudüs'teki Tapınak'a kendi heykelini diktirme planından vazgeçmek zorunda kaldı.

Ailesi

Bkz. Julio-Claudian aile ağacı.
Caligula, 31 Ağustos 12'de, Roma'nın sayfiye yerlerinden Antium'da "Gaius Julius Caesar Germanicus" olarak doğdu. İmparator Augustus'un evlatlık torunu Germanicus ve torunu Yaşlı Agrippina'nın doğumdan sonra hayatta kalan altı çocuğundan üçüncüsüdür. Germanicus, Nero Claudius Drusus ve Küçük Antonia'nın oğlu, Agrippina ise Marcus Vipsanius Agrippa ve Yaşlı Julia'nın kızıdır. Gaius'un erkek kardeşleri Nero ve Drusus'la genç yaşta ölen Tiberius ve Gaius Julius, kız kardeşleri ise Julia Livilla, Drusilla ve Genç Agrippina'dır. Gaius aynı zamanda geleceğin imparatorlarından Claudius'un yeğenidir.
Gaius'un babası Germanicus, Tiberius Claudius Nero ve Augustus'un üçüncü karısı Livia'nın torunu ve ayrıca Augustus'un kendisinin de evlatlık torunudur. Germanicus, Julio-Claudian ailesinin en göze çarpan üyelerinden ve Roma İmparatorluğu'nun en çok saygı duyulan ve sevilmiş olan generallerinden birinin oğludur. Agrippina, Augustus ve Scribonia'nın torunudur ve mükemmel Roma kadını modeli olarak tasvir edilir.

Gençliği

Sadece iki ya da üç çocuktan biri olarak Gaius, ailesinin Germanya'nın kuzeyindeki askerî harekâtlarına eşlik etti ve babasının ordusunun maskotu haline geldi. Askerler, annesi Agrippina tarafından minyatür askeri üniforma ve sandalet giydirilip silah kuşatılan küçük Gaius'u görmekten çok keyif alıyorlardı. Kendisine verilmiş olan Latince 'Caligula' takma adının anlamı "Küçük (asker) sandaleti" idi ve üniformasının bir parçası olarak giydiği küçük asker sandaletinden gelmekteydi. Bu ismi ona askerler vermişti çünkü Caligula küçükken asker gibi giyinip askerlerin yanında durmayı severdi.
Tahtın varisinin kim olacağı sorusu Augustus henüz hayatta iken aile içindeki entrika suçlamaları arasında birkaç defa ortaya atıldı. Caligula'nın babası Germanicus, Augustus'un öldüğü zamanda Princeps görevini yürütmek için çok genç olmasına rağmen birçok insan, Augustus'un vâris olarak onu seçeceğine inanıyordu. Sonuç olarak Augustus, Germanicus'u evlatlık edinmesi şartıyla Tiberius'u seçti. Germanya'daki başarılı bir harekât ve Roma'daki geçit töreninin ardından Germanicus Roma politik yaşamından uzaklaştırılmak için doğuya gönderildi ve orada Tiberius'un ajanları tarafından zehirlendiği iddiaları arasında 10 Kasım 19 tarihinde öldü. Annesi ve Tiberius arasındaki ilişkiler katil ve komplo suçlaması arasında hızla kötüleşti.
Genç Caligula, önce 27 yılında belki de bir rehine olarak annesinin büyükannesi ve Tiberius'un annesi Livia'nın yanına gönderildi. Livia'nın Tiberius'la birlikte devrilmesi ve ardından iki yıl sonra ölmesi üzerine Caligula, Julian akrabalarının yanına döndü ve büyükannesi Antonia'ya iade edildi. Bu süre zarfında Caligula dış dünya ile biraz bağlantı kurabildi; yegane arkadaşları kız kardeşleri Genç Agrippina, Drusilla ve Julia Livilla'ydı. Daha sonra Caligula hakkında, imparatorun kız kardeşleriyle özellikle de Drusilla ile ensest ilişkisi olduğu dedikoduları çıktı. Suetonius, bu iddialar hakkında çok özel şeyler yazmıştır.
31 yılında, Caligula Capri'de tekrar Tiberius'un ölümüne ve 37 yılında tahta çıkışına kadar onun kişisel gözetimine verildi. Bu süre zarfında Caligula zaten Tiberius'un gözdesiydi. Suetonius, Tiberius'un yönettiği insanlar ve Roma'da onu dizginleyen (Augustus, Livia, kardeşi Drusus ve en iyi arkadaşı Nerva) olmadan kendini, arzuladığı tüm cinsel sapkınlık düşkünlüğünü yaşamakta özgür hissettiği Capri'de, yaşadığı aşırı cinsel sapkınlıklarını aktarır. Bunların gerçekten olup olmadığını söylemek zordur. Pek sevilmeyen imparatorlar olan Tiberius ve Caligula gibiler hakkında yazılanların hepsi gerçek olmayabilir ve antik metinlerde dedikodu sık rastlanılan bir durumdur.
Bu sıralarda, Tiberius'un Praetorian Prefect'i Sejanus, Roma'da çok güçlüydü ve imparatorun yönetimine ve onun olası varislerine karşı kendi müttefiklerini oluşturmaya başlamış ve Julian çizgisindeki destekçilere dalkavukluğa girişmekteydi. Tiberius'un ilerlemiş yaşında gittikçe artan bir paranoyanın işareti olarak vatana ihanet duruşmaları sık sık olan bir durumdu ve gittikçe artan biçimde bir keresinde hayatını kurtarmış olan arkadaşı Sejanus'a daha fazla güvenmeye başladı. Sejanus bu durumu, konumunu güçlendirmek ve olası bir muhalefeti ortadan kaldırmak için kullandı.
Küçüklüğünden beri Caligula, çok dikkatli hareket etmeyi öğrenmişti. Tacitus ve Suetonius'un her ikisine göre de, zeka olarak tüm kardeşlerinden daha üstün, mükemmel doğal bir aktördü ve diğer aile fertleri yapamadığı zamanlarda tehlikeyi fark edebiliyordu. Diğer birçok taht adayı ortadan kaldırıldığı halde Caligula hayatta kaldı. Küçük bir ada olan Pandataria'ya sürgüne gönderilen annesi Agrippina, yemek yemeyi reddederek öldü. İki büyük kardeşi Nero ve Drusus da öldüler; Nero, Ponza adasına sürgüne gönderilirken, Drusus'un bedeni bir zindanda ağzında -görünüşe göre açlık krampını bastırmak isterken- yediği şilte parçaları dolu olarak bulundu.
Suetonius, Caligula'nın Tiberius'a karşı olan (kölelere özgü) doğasından, ölü annesi ve kardeşlerine karşı olan ilgisiz tavrından bahseder. Kendi hikâyesinde, Caligula'nın yıllar sonra bahsettiğine göre, bu kölelik davranışı hayatta kalmak için bir taktikti ve birden fazla olayda çok sinirlendiği için neredeyse Tiberius'u öldürecekti. Caligula'nın bir şahidine göre: "Asla bu kadar iyi bir uşak ya da bu kadar kötü bir efendi olmamıştı.!" Caligula, keyifsiz Tiberius'un yerine birçok görevi yaparak yönetim konusundaki özel yeteneğini ispat etti ve onun daha fazla ilgisini çekti. Geceleri, Caligula güçlü bir sadizm'i işaret eder biçimde, kölelere yapılan işkencelere katılıyor ve coşkuyla kanlı gladyatör oyunları seyrediyordu. 33 yılında, Tiberius Caligula'ya tahta çıkışına kadar üzerine alacağı tek kamu görevi olan onursal quaestor'luk pozisyonunu verdi.