Muktefî (Tam künyesiyle: Ebu Abdullah Muhammed bin Ahmed el-Mustazhir (Arapça: أبو عبد الله محمد بن أحمد المستظهر) ya da Muktefi li-Emrullah (Arapça: المقتفي لأمر الله), (9 Nisan 1096 – 12 Mart 1160), 1136 - 1160 yılları arasında Bağdat'ta hüküm süren otuz birinci Abbâsî halifesidir.
Halife olmadan altı gün önce gördüğü rüyasında Muhammed peygamberin ona halife olacağını, kendisine tâbi olmasını ve onun yolundan gitmesini söylediği, halife olmasıyla da tâbi olan manasına gelen el-Muktefî lakabı verildiği rivayet edilmektedir.

Erken yaşamı ve halifelik öncesi

Muktefî, 9 Nisan 1096'da Abbasi halifesi Müstazhir'in (hd. 1094-1118) oğlu olarak Ebu Abdullah Muhammed adıyla dünyaya geldi. Annesi Aşin, Suriye'den bir cariyeydi. Babasının ölümünden sonra üvey kardeşi Müsterşid (hd. 1118–1135) 6 Ağustos 1118'de halife oldu. Müsterşid on altı yıl halife olarak hüküm sürdü, halifeliğinin son üç yılı Büyük Selçuklu sultanı Mesud'a karşı mücadele ve savaş içinde geçti. Şam kuşatmasından kısa bir süre sonra Müsterşid, Selçukluların Irak atabeyi Mesud'a karşı bir sefer başlattı. İki ordu Hamedan yakınlarında karşılaştı. Askerleri tarafından ihanete uğrayan halife Müsterşid esir alındı ve bir daha Abbasi sarayından savaş için çıkmayacağına dair söz vermesi üzerine affedildi. Ancak Selçuklu atabeyinin yokluğunda Kur'an okurken öldürüldü. Tahmine göre, halifeye karşı hiçbir sevgisi olmayan Haşhaşilerin bir elçisi tarafından öldürülmüştü. Modern tarihçiler, dönemin en önemli iki tarihçisi Ali İbnü'l-Esîr ve İbnü'l-Cevzî bu konuda herhangi bir görüş belirtmemiş olsalar da, halifenin öldürülmesinin Selçukluların Irak atabeyi Mesud'un emriyle olduğu görüşü bulunmaktadır.
Öldürülen halife Müsterşid'in yerine 29 Ağustos 1135'te oğlu ve veliahtı Râşid geçti. O da babası Müsterşid gibi, askeri olarak Selçuklulardan bağımsız kendi ordusunu kurma girişiminde bulundu. Yani halife Râşid, babasının öldürülmesinin intikamını almaması için bir bağışlama talep etmek üzere gelen Selçukluların Irak kolu Sultanı Gıyaseddin Mesud'un elçisine hakaret etti, Bağdat halkını Selçuklu sarayını yağmalamaya kışkırttı ve daha sonra Dubais bin Sadaka'nın öldürülmesi nedeniyle Selçuklu sultanına düşman olan Zengi'yi destekleyerek Selçuklulara düşman bir sultanlık kurdurttu. Irak Selçuklu sultanı Mesud, kendisine karşı isyana kalkışan Bağdat'a ordusuyla hızlıca gelerek şehri kuşattı. Nehir ve kanallarıyla iyi savunması olan Bağdat şehri Selçuklu saldırısına direndi. Ancak sonunda halife Râşid ve Zengi, başarı umudunu yitirerek Musul'a kaçtılar. Irak Selçuklular atabeyi Mesud, Bağdat'ta yetkiyi tekrar eline aldı ve halifeyi görevden aldı. Yerine üvey kardeşi Muktefi yeni halife olarak tahta geçti. Eski halife Râşid, Haziran 1138'de dört Nizari İsmailî (Haşhaşi) tarafından suikaste uğradığı İsfahan'a kaçtı. Bu olay Alamut'ta bir hafta boyunca kutlandı.

Halifeliği

Muktefi, 17 Eylül 1136'da halife ilan edildi. Muktefi, Büyük Selçukluların kendi aralarındaki çekişmelerinden faydalanarak Bağdat üzerindeki kontrolünü güvence altına almayı başardı ve yavaş yavaş Irak'ın büyük bir bölümünü de egemenliği altına aldı.
1148'de Irak Selçukluları Sultanı Mesud'a isyan eden ve Bağdat'a doğru ilerleyen bir grup Selçuklu gücünü başarıyla püskürttü. Bazı kaynaklara göre ertesi yıl benzer bir girişim daha yaşandı ve bu girişim de halifenin birlikleri tarafından püskürtüldü. Selçuklu Sultanı Muhammed Tapar'ın kızı Fâtıma Hatun ile evlendi. Mesud'un Ekim 1152'deki ölümünden ve Selçuklular arasında sultanlık için çıkan mücadeleden sonra Muktefi, Irak Selçuklu sultanlığı iç işlerinde aktif bir rol oynadı. Irak Selçuklu Sultanı Mesud'un ölümünden sonraki aylarda Vasit ve Hille'yi ele geçirdi. Selçuklu taht kavgasında, Mesud'un yeğeni Muhammed'e karşı Mesud'un kardeşi Süleyman Şah'ı destekledi ve ondan Irak'a müdahale etmeyeceğine dair söz aldı.
Selçukluların Irak emiri Muhammed, Süleyman Şah'ı yendikten sonra Selçuklular Bağdat'a doğru ilerledi. Halife Muktefi, şehrin doğu mahallesine kaçtı ve 1157'de Bağdat Selçuklu kuşatmasını başladı. Kuşatma, Emir Muhammed'in Hamedan'da III. Melik Şah'ın isyanıyla karşı karşıya kalmasıyla kaldırıldı ve zamanla Muktafi, Emir Muhammed ile iyi ilişkilerini yeniden kurdu. Son yıllarında Muktafi, Tikrit'e iki kez başarısız bir saldırı düzenledi, ancak Lihf kasabasını ele geçirdi.
Avnuddin bin Hübeyre, halifenin veziri olarak atandı ve 27 Mart 1165'te ölümüne kadar on altı yıl bu görevi sürdürdü. Rakipleri tarafından özel hekimininin zehirlemesi ile ölmüştür.
Halifeliği sırasında Haçlı Seferleri bütün şiddetiyle devam ediyordu ve Musul atabeyi ve Zengiler hanedanının kurucusu Zengi, cesur bir savaşçı olarak büyük bir üne kavuştu. Bir ara zor durumda kalan Zengi, Bağdat'tan yardım istedi. Sultan ve halife buna karşılık 20.000 adam gönderdi. Ancak gerçekte ne Selçukluların, ne halifenin, ne de emirlerinin Haçlılara karşı savaşma konusunda herhangi bir hevesi yoktu.
Muktafi, çağdaş Müslüman tarihçiler tarafından erdemli, yetenekli ve cesur olarak övülmektedir. Yirmi beş yıllık halifeliği boyunca Irak ve Suriye genelinde düşmanlara karşı birçok küçük sefer düzenledi.
Muktafi'nin 1139'da Nestorian patriği İİİ. Abdişo'ya verdiği koruma fermanı, 1926'da Asur bilgini Alfonse Mingana tarafından yayınlandı.