II. Basileios (Yunanca: Βασίλειος Β΄ Βουλγαροκτόνος, Basileios II Boulgaroktonos yani "Bulgar-Kıran"; 958 - 15 Aralık 1025), 960'tan 15 Aralık 1025'e kadar Bizans imparatoru ünvanını taşımıştır. I. Basileios ile başlayan Makedonyalı hanedanından olup, II. Romanos ile Theofano'nun oğludur. 960'tan 963'e kadar babası II. Romanos ile; 963'ten 969'a kadar II. Nikiforos ile ve 969'dan 976'ya kadar I. İoannis ile kardeşi olan VIII. Konstantinos ile birlikte daha çok sembolik olarak ortak imparatorluk ünvanı taşımıştır. 976'dan 15 Aralık 1025'e kadar imparatorluk gücünü tam olarak yüklenmiş; ancak kardeşi VIII. Konstantinos sembolik ortak imparatorluğunu korumuştur.
945 yılında başlayan Bizans İmparatorluğu'nun genişleme dönemi birkaç ileri görüşlü dikkat çekici siyasetçi ve idare adamına bağlanabilir ve bunların arasında II. Basileios çok önemlidir.
II. Basileios hükümdarlığı sonunda imparatorluk yaklaşık beş asırlık tarihinin en görkemli ve geniş dönemini yaşıyordu ve varisi olan kardeşi VIII. Konstantinos'a Bizans tarihinde I. Justinianus'tan beri görülmemiş büyüklükte arazisi olan bir ülke bırakmıştır. Bu ülke coğrafi olarak Balkan Yarımadası, Anadolu, Kuzey Suriye, Kuzey Irak, aşağı Kafkaslar ve güney İtalya'yı kapsıyordu.
II. Basileios'un 65 yıl imparatorluk ünvanı taşıması ve tam yetkilerle 49 yıl süren hükümdarlık dönemi bin yıllık Bizans tarihinde en uzun imparatorluk dönemidir. Bizans İmparatorluğu'nun en görkemli ve şanlı devirleri I. Justinianus ve II. Basileios dönemleridir. Ancak bu iki imparator arasında bazı bariz farklar bulunmaktaydı: I. Justinianus bir entelektüeldi ve hayatının çok büyük bir kısmı Konstantinopolis'te kendi sarayında geçmişti; buna karşılık II. Basileios başta bir askerdi ve hayatının mühim bir kısmı Konstantinopolis dışında ordularının başında geçmiştir. II. Basileios aynı zamanda çok iyi bir idareci, iyi bir maliyeci ve olağanüstü bir siyaset adamı idi. Justinianus ünvanını amcası I. Justinus'tan miras olarak almıştı; II. Basileios ise imparatorluk yüksek mevkiine erişebilmek için iktidar mücadeleleri geçirmiş ve bu görevi gasp eden ve etmek isteyenleri ortadan kaldırmak zorunda kalmıştır.
İmparatorluk gücünü tam olarak ele geçirme
II. Basileios daha 5 yaşında iken 22 Nisan 960'ta babası tarafından ortak imparator seçilmiş ve taç giydirilmişti. Ama 963'te babası II. Romanos öldüğü zaman Basileios ve kardeşi Konstantin daha yetişkin değillerdi. Anneleri olan 20 yaşındaki Theofano ve Saray Nazırı hadım Josef Bringas birlikte taht naipliği görevini yüklenmişlerdi. Kısa bir zaman sonra bir askeri isyan II. Nikiforos'un da ortak imparator olarak seçilmesini gerektirmiştir ve II. Nikeferos Fokas, Theofano ile evlenmiştir. Fakat altı yıl sonra 969'da Theofeno, II. Nikiferos'u elimine ederek sevgilisi olan I. İoannis'i tahta çıkartmıştır ve onun otoritesini ve meşruiyetini vurgulamak için iki kardeş, Basileios ve Konstantin'in, ortak imparator olarak tanınmaları gerekmiştir. Ocak 976'da I. İoannis çocuksuz olarak öldüğü zaman tahta o zamana kadar ortak imparatorluk yapmakta olan iki gence kalmıştır. Bu sefer taht naipliğini bir hadım olarak saray kethüdası olan ve iki genç imparatorun büyük-amcaları olan Basileios Lekapenos yüklenmiştir.
İki kardeşin saltanatlarının başında, aristokratlar ve yüksek ordu komutanları bu iki gencin iktidar güçlerini ortaklaşmak için birbirleriyle rekabete girişmişlerdir. Konstantinopolis'teki soylu ailelerinin iktidar hırsları birbiriyle ve imparatorluk hanedanı mensupları ile çelişkiye girince bu rekabet 13 yıl süren bir iç savaşa dönüşüp dejenere olmuştur.
Basileious tarafından Bizans ordularının doğu kesimi komutanlığı görevinden alınıp Mezopotamya'ya gönderilen Bardas Skleros önce saray kethüdasının iktidarını azaltmaya başarısız olarak çalışmıştır. Sklerus imparatorluğu gasp edip eline geçirmiş olan I. İoannis'in damadı olarak ve yüksek rütbeli ordu komutanı olarak meşru olarak kendinin imparator olması gerektiğini düşünmekteydi. 976'da kayınbiraderinin ölümünden birkaç ay sonra Bardas Skleros kendi komuta ettiği ordunun askerleri tarafından imparator ilan edildi. Doğu ordusunun hazinesini devraldı ve Kayseri (Caesarea) üzerine yürümeye başladı. 977'in güzünde Basileios Lekapene tarafından üzerine gönderilen diğer Bizans birliklerine karşı iki kesin galibiyet kazandı. Antalya (Attaleia)'da bulunan Bizans donanmasının güney filosunun kontrolünü eline geçirdi. Sonra İznik'i (Nicea) eline geçirerek Boğaz'ın Asya yakasına erişti. Antalya'dan gelen güney filo gemileri ile birlikte hem karadan hem de denizden Konstantinopolis'i Asya'dan bloke etmeye başladı. Fakat Bizans donanmasının diğer kısımları hemen toplanarak Skleros'a bağlı olan güney filosu gemilerini elimine ettiler.
Diğer taraftan, II. Basileios ilk defa tam olarak imparatorluk gücünü kendisi kullanarak, amcası saray kethüdası Basileios Lekapene'nin hiç düşünemediği bir siyasi karar aldı. Bizans ordusunda yüksek rütbeli görevlerde bulunmuş olan diğer ünlü general Bardas Fokas'ı kendine yardıma çağırdı. Bardas Fokas da eski imparator olan II. Nikiforos'un yeğeni idi; yüksek askerî komutan olarak meşru olarak imparator olma imkânı vardı ve bu nedenle Sakız (Chios) adasına sürülmüştü ve orada bir manastırda keşiş olarak yaşamaktaydı. II. Basileios'un isteğine hemen yanıt veren Bardas keşişliği bırakıp hemen Konstantinopolis'e dönüp, II. Basileios'a bağlılık yemini etti. Gizlice kendi güç merkezi olan Kayseri (Casearea)'ya gidip orada asker toplayıp bir yeni ordu kurmaya koyuldu.
Arkasında yeni bir ordu bulunmasından hiç hoşlanmayan Bardas Skleros ordusunu Boğaz kıyılarından çekti ve Anadolu içlerine dönüp Bardas Fokas'ın yeni ordusunu karşılamaya çalıştı. İki ordu birkaç defa sonuçsuz kalan çarpışmaya giriştiler. Bu çarpışmalarda Skleros ordusu üstün gelmekle beraber her seferinde Bardas Fokas ordusunu, savaş gücünü yitirmeden, geri çekilmeyi başardı. En sonunda, tam tarihi bilinmemekle beraber büyük olasılıkla 929 ilkbaharında, Anadolu'da Amorium'un kuzeydoğusu Pankaleia düzlüğünde iki Bardas orduları yeni bir muharebeye hazırlandılar. Şaşılacak bir şekilde iki komutan savaşın sonucunun iki komutanın şahsen teke tek savaşması sonucu ortaya çıkması üzerine anlaştılar. İki komutan Bardas'in teke tek savaşı sonunda rakibini bir kılıç darbesiyle yaralayıp onun savaş meydanında kaçmasına neden olan Bardas Fokas galip geldi. Bardas Skleros dağılan ordusuyla savaş meydanından kaçtı.
Bu uzun süren iç savaş İmparatorluğu'nun dış prestijini incitmiş ve Araplar, Bulgarlar ve İtalya'da Kutsal Roma Germen İmparatoru II. Otto ile çatışmalara yol açmıştır. Skleros'un isyanının bastırılmasından sonraki altı yıl Basileios iktidar gücünü pekiştirmek için çabalara koyuldu. Bunda hadım amcası saray kethüdası ile açıkça olmamakla beraber çatışmalara girişti. II. Basileios'un devlet idaresini eline almaya çalışıp devlet siyasetine ve idaresine karışmaya başlaması, o zamana kadar efektif devlet idarecisi olan saray kethüdası Basileios Lekapenos tarafından hoş karşılanmadı. Saray Kethudası, Bardas Fokas ve Leo Melissenos ile ittifak kurarak, iktidarı elinde tutmaya çalıştı. Bu tehlikeli ittifaktan haberdar olan II. Basileios hemen tedbir alıp saray kethüdasını bir manastıra keşiş olarak girmeye zorladı. Bardas Fokas'ı ise Antakya Kontu olarak tayin ederek başkentten uzaklaştırdı ve Leon Melissenos'u ise affetti. Böylece II. Basileios imparatorluk iktidarını fiilen tek başına kendi eline geçirmeyi başardı. Kardeşi VIII. Konstantin hala ismen ortak imparator olmakla beraber, II. Basileios'un hüküm sürdüğü dönemde kendi başına devlet işlerine hiç karışmadı.
Orduda isyan
İktidar gücünün II. Basileios'un eline geçmesi ordu generallerinin hiç hoşuna gitmedi. Basileios'un Bulgaristan üzerine ilk askeri seferinde, bu generallerin komutasında altında olan ordu mensupları, savaşmaya karşı isteksizliklerini açıkça ortaya koydular. Bardas Skleros Abbasîlere sığınmıştı ve yarı hür yarı gözaltında Bağdat'a götürüldü. Ama II. Basileios'un 986'da Bulgar Kralı Samuil'e Trayan Kapısı savaşında yenildiği haberini alınca Abbasi Halifesi Abdülkerîm Tâi'yi kendine destek vermeye ikna etti. Ondan sağladığı finansman, asker ve malzeme ile yeni bir ordu kurup Bizans arazisine girip yeniden 987'nin ilk aylarında (Melitene)de (modern Malatyada) askerler tarafından imparator ilan edildi. Bu sefer Bardas Fokas da, bu asi gaspçı üzerine gideceğine, kendini imparatorluğa uygun gördü ve 15 Ağustos'ta kendi askerleri Bardas Fokas'i imparator olarak ilan ettiler. Bu iki imparatorluk gaspçısından Bardas Fokas daha güçlüydü; iki gaspçı önce bir ittifak yapmakla beraber, sonradan Fokas, Skleros'u yakalatıp (kendisinin imparator I. İoannis Çimiskes'e karşı 971'deki isyanında kapatılmış olduğu) (modern Ilgın'ın tam dışındaki) Tirofoyon adlı bir kaleye kapattı; kendi karısını da kaleye komutan olarak bıraktı ve kendi ordusuyla Konstantinopolis üzerine yürümeye başladı.
Bu isyancı ordu Anadolu'daki yöresel thema ordularıydı ve II. Basileios'un emri altında bu orduya karşı duracak asker bulunmuyordu. Fokas ordusuyla pek az mukavemet görüp Anadolu'daki uzun bir yürüyüşten sonra Marmara'ya eriştiği zaman ordusunu ikiye ayırdı. Bir orduyu Abidos'a (modern Çanakkale) gönderdi. Bu ordunun Çanakkale Boğazı'nı geçip Gelibolu'dan, Trakya'dan, Marmara Denizi kıyısından Konstantinopolis'e batıdan hücum edeceğini planlamıştı. Diğer orduyu kendi komutası altında Hrisopolis'e (modern Üsküdar) getirip orada ordugah kurup diğer ordunun batıdan Konstantinopolis'e gelmesini beklemeye koyuldu.
Bunun isyancılar kuşatması üzerine II. Basileios Kiev Prensi I. Vladimir'den destek istemeğe karar verdi. Daha Fokas ordusuyla Üsküdar'a erişmeden Kiev'e elçiler gönderdi. I. Vladimir 988'de Bizans'ın Karadeniz kuzeyinde ana üssü olan Chersonesos'u ele geçirmişti. I. Vladimir bu elçileri uygun karşıladı. Kendinin Bizans imparatoru Çimiskes ile babası Sviatoslav'ın yaptığı anlaşmaya bağlı olduğunu bildirdi. Chersonesos'i Bizans'a geri vermeyi ve eski anlaşmaya göre Bizans isterse ona askeri destek sağlamayı ve böylece Bizans'a 6000 kişilik bir askerî gücü II. Basileios emrine vermeyi teklif etti. Karşılığında II. Basileios 'un küçük kız kardeşi Anna (963-1011) ile evlenmek istediğini bildirdi. Bu hiç beklenmedik bir teklifti. Bizanslılar bütün Kuzey Avrupalıları (yani Frankları ve Slavları) barbar kabul ederlerdi. Anna'nın kendisi böyle bir evlilik yapmak hiç istemiyordu. Böyle bir siyasi evlilik Bizans ve Roma tarihinde hiç yapılmamıştı. Vladimir ise şahsen çok uygunsuz bir damat adayıydı: bir pagandı; kendi erkek kardeşini kendi eliyle öldürmüştü; 4 tane karısı ve 800 cariyesi ile olmakla öğünmekteydi ve bununla yetinmeyip gittiği her yerde kız-kadın aldırmayıp zamparalık yapmakla ünlü idi. Ama Bizanslılar gözünde çok çekici tek bir tarafı da vardı. Tek tanrılı bütün dinleri ve mezhepleri (Katolik Hristiyanlık, Ortodoks Hristiyanlık, Yahudilik, İslam) inceletmiş ve Ruslar için en çok uygun (inançları, ayinleri ve idaresi ile) Ortodoks Hristiyanlığının olduğuna karar kılmıştı. Vladimir vaftiz edilip Ortodoks Hristiyan olmaya karar verdiğini ve hükümdarlığı yaptığı halkın da toptan Hristiyanlığa dönmesini sağlayacağını söyledi. Bu müzakereler 1 yıl sürdü. En sonunda II. Basileios bu anlaşmaya razı oldu. Bu anlaşma sonucu Bizans'a gelen 6.000 Rus-Viking asıllı asker 21 Aralık 988'de II. Basileios'un ordusuna katılıp sonradan çok isim yapan Vareg Muhafızlar birliğinin nüvesini oluşturdular. I. Vladimir ve Anna 989'da Kırım'da evlendiler.
Bardas Fokas'in iki ordusu da Bizans donanmasının Basileios emrinde kalması nedeniyle ne Çanakkale'den ne de Üsküdar'dan Avrupa'ya geçmeyi başaramadılar ve Anadolu kıyısında iki ordugahta bulunuyorlardı. Şubat 989 sonlarında bir gece Basileios Kiev'den gelen ve isim olarak Vareg Muhafızları adı verilen yeni ordusuyla karanlıkta Boğazı geçti. Ertesi sabah erkenden bu ordu Üsküdar'daki Fokas ordusu ordugahını bastı. Donanma da kıyıda bulunan ordugaha Rum ateşi püskürtmeyle bu hücuma katıldı. Sonuç olarak bütün Fokas ordusu mensupları öldürülüp imha edildi. Basileios'a teslim olanları bile astırıp, çarmıha gerdirip, kazığa çaktırıp idam ettirdi. Bardas Fokas geride bulunduğu için bu katliamdan kurtuldu ve ordusunun imha edildiği haberini alınca ikinci ordusunun bulunduğu Abidos'a geçti. Basileios Mart 989 ortasında kardeşi Konstantin ile birlikte yeni Vareg Muhafızlar ordusunu Abidos'a gemiyle naklettirdi. Abidos'un kara tarafındaki ovada ordular karşı karşıya geldiler. Birkaç gün beklemeden sonra 13 Nisan'da yapılan muharebede ordusu başında bulunan Basileios'u gören Bardas Fokas ona doğru tek başına atını sürüp hücuma geçti; tam teke tek savaş başlarken Fokas bir kalp krizi geçirip öldü. Komutansız kalan bu ikinci Fokas ordusu da yine imha edildi.
Tirofoyon kalesinin idarecisi olan Fokas'in karısı kocasının mağlubiyetini ve ölümünü duyunca orada hapis tuttuğu Skleros'u serbest bıraktı ve yeni bir ordu toplayıp kocasının öcünü almasını istedi. Fakat bu işe girişen Skleros yaşlı idi. Karanlık zindandan çıkartılıp Anadolu'nun güneşi altına geçince gözlerinde katarakt olduğunu anlamıştı.
Basileios, ona isyanı bırakması için çok uygun şartlar verdi. Skleros resmen imparatorluk ünvanını bırakacağını ilan edecek; ordusundaki subaylar aynı rütbe ile ana Bizans ordusuna katılacaklar ve askerler ise hemen terhis edilip evlerine dönecekti. Basileios ve Skleros imparatorun Bitinya'da bulunan bir malikanesinde karşı karşıya geldiler. Basileios, Sklerus'un ayağındaki sadece imparatorlara has mor renkli çizmeyi görünce Skleros'la konuşmaktan sakındı. Ancak Sklerus bu mor imparatorluk çizmelerini ayağından çıkardıktan sonra imparatora biat etti ve karşılıklı konuşmaya başladılar.
Basileios'in devamlı isyankar olan Anadolu ileri gelenleri için ne yapabileceğini sorduğu zaman Skleros'un yanıtı enteresandır.
Onları sıkıca dizginlerinden tutmak gereklidir; sırtlarına çok büyük vergi yükü yüklenmelidir; vergi vermeyi çok sıkı kontrol edip onları devamlı rahatsız etmeli, hayattan bezdirmeli; malî olarak cezalandırılmalı ve hatta kasıtlı ve haksızca mağdur edilmelidirler; böylece kendilerini ve ailelerini ayakta tutmak için sadece kendi işleri ile uğraşmak zorunda kalacaklar ve şahsi hırsla devlet işlerine burunlarını sokamayacaklardır.
İmparator Basileios Skelerus'un affı için verdiği sözünde durmuş ve Sklerus ise Dimetoka'ya çekilerek 991'de ölmüştür.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!