Hirohito (Japonca: 裕仁, Shōwa Tennō 昭和天皇, 29 Nisan 1901 - 7 Ocak 1989), 25 Aralık 1926'dan 7 Ocak 1989'daki ölümüne kadar Japonya İmparatoru olarak görev yapmıştır. Japon İmparatorluğu'nun Mihver devletleri safında II. Dünya Savaşı'na girmesiyle sonuçlanan, Japon milliyetçiliği ve militarizminin yükselişte olduğu bir dönemde hüküm sürmüştür. Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları, Hirohito'nun Ağustos 1945'te Japonya'nın Müttefiklere teslim olduğunu duyurmasına yol açmıştır. Müttefiklerin baskısı altında, Ocak 1946'da Amaterasu'nun soyundan gelen bir imparator olarak ilahi vasfını reddeden İnsanlık Bildirisi'ni yayımlamıştır. Savaştan sonra, "Japon ekonomik mucizesi" olarak bilinen ve benzeri görülmemiş bir ekonomik büyümenin yaşandığı bir dönemde hüküm sürmüştür. Hirohito, Japon tarihindeki en uzun ve dünya tarihindeki doğrulanabilir en uzun 12. hükümdarlık süresi olan 62 yıl 13 gün boyunca tahtta kalmıştır.
Hirohito, baba tarafından büyükbabası İmparator Meiji'nin saltanatı sırasında, Veliaht Prens Yoshihito ve Veliaht Prenses Sadako'nun (daha sonra İmparator Taishō ve İmparatoriçe Teimei) ilk çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. İmparator Meiji 1912'de öldüğünde Hirohito'nun babası Krizantem Tahtı'na çıkmış; Hirohito ise 1916'da Japonya Veliaht Prensi ilan edilerek tahtın varisi olmuştur. 1921'de altı Avrupa ülkesine resmi bir ziyarette bulunmuş; bu, bir Japon veliaht prensinin yurt dışına yaptığı ilk seyahat olmuştur. Babasının sağlık sorunları nedeniyle, aynı yıl Japonya'nın *Sesshō*'su (naibi) olmuştur. 1924'te Prenses Nagako Kuni ile evlenmiş; bu evlilikten daha sonra Shigeko, Sachiko, Kazuko, Atsuko, Akihito, Masahito ve Takako adlarında yedi çocuğu dünyaya gelmiştir. Babasının 1926'daki ölümünün ardından imparator olmuştur.
Japonya'nın devlet başkanı sıfatıyla İmparator Hirohito, Japon siyasetinde militarizmin yükselişine tanıklık etmiştir. 1931'de, Japonya'nın Kwantung Ordusu'nun Mançurya'nın işgali için bir bahane olarak Mukden Olayı'nı tezgahlamasına herhangi bir itirazda bulunmamıştır. 1937'de İkinci Çin-Japon Savaşı'nın başlamasının ardından, Japonya ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim giderek tırmanmıştır. Hirohito, 1 Aralık 1941'de hükümetinin ABD ve müttefiklerine karşı savaşa girme kararını resmen onayladıktan sonra; ordusunun Pearl Harbor'a saldırması ve Asya ile Pasifik'teki Amerikan ve Avrupa sömürgelerini işgal etmesiyle Japonya II. Dünya Savaşı'na dahil oldu. Hiroşima ve Nagazaki'ye düzenlenen atom bombası saldırıları ile Sovyetlerin Japon işgali altındaki Mançurya ve Kore'yi işgal etmesinin ardından Hirohito, 15 Ağustos 1945'te yaptığı bir radyo konuşmasıyla Japon İmparatorluk Silahlı Kuvvetleri'ne teslim olma çağrısında bulundu. Tarihçiler, Hirohito'nun çatışma süresince Japonya'nın askeri stratejisine ve işlenen savaş suçlarına en azından bir ölçüde dahil olduğu konusunda hemfikir olsalar da, bu dahliyetin boyutu tartışma konusu olmaya devam etmektedir.
Japonya'nın teslim olmasının ardından, savaş bizzat onun adına yürütülmüş olmasına rağmen, İmparator Hirohito Uzak Doğu Uluslararası Askeri Mahkemesi'nde (IMTFE) savaş suçları nedeniyle asla yargılanmadı. Teslimiyetin ardından Japonya, ağırlıklı olarak Amerika Birleşik Devletleri tarafından yönetilen Müttefik işgali altına girdi. Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı ABD'li General Douglas MacArthur, iş birliğine açık bir imparatorun barışçıl bir işgal sürecini kolaylaştıracağına ve ABD'nin savaş sonrası hedeflerini destekleyeceğine inanıyordu. Bu nedenle MacArthur, Hirohito'yu veya Japon İmparatorluk Ailesi'nin diğer üyelerini suçlayabilecek nitelikteki her türlü kanıtı mahkeme sürecinin dışında tuttu. 1946 yılında Hirohito, Müttefikler tarafından ilahi vasfından feragat etmesi yönünde baskıya maruz bırakıldı. ABD'li yetkililerce hazırlanan ve 1947'de yürürlüğe giren savaş sonrası Japonya Anayasası uyarınca, imparatorluk rolü "Devletin ve Halkın birliğinin simgesi" olarak yeniden tanımlandı. Hirohito, 87 yaşında Fukiage Ōmiya Sarayı'nda oniki parmak bağırsağı kanseri (adenokarsinom) nedeniyle hayatını kaybetti. Yerine büyük oğlu Akihito geçti ve böylece Heisei dönemi başladı.

Veliaht Prens Dönemi

Büyükbabası İmparator Meiji 30 Temmuz 1912'de öldüğünde, Hirohito'nun babası Yoshihito tahta geçti. Hirohito görünür varis oldu ve resmen orduda ikinci bir teğmen ve donanmada bir teğmen olarak görevlendirildi. 1914'te orduda teğmen, donanmada alt teğmen rütbelerine yükseltildi. 1916'da orduda ve donanmada yüzbaşı ve teğmenliğe terfi etti. Hirohito, 2 Kasım 1916'da resmen Veliaht Prens ve varis ilan edildi.
Hirohito, 1908'den 1914'e kadar Gakushūin Akranlar Okulu'na ve ardından 1914'ten 1921'e kadar veliaht prens için özel bir enstitüye katıldı. 1920'de Hirohito orduda Binbaşı rütbesine ve donanmada Teğmen Komutanlığa terfi etti.

Gezi

Veliaht Prens, 3 Mart - 3 Eylül 1921 arasında Birleşik Krallık, Fransa, Hollanda, Belçika, İtalya ve Vatikan Şehri'ne resmi ziyaretlerde bulundu. Bu, Veliaht Prens'in Batı Avrupa'ya yaptığı ilk ziyaretti. Japonya'daki güçlü muhalefete rağmen, bu Yamagata Aritomo ve Saionji Kinmochi gibi yaşlı Japon devlet adamlarının (Genrō) çabalarıyla gerçekleşti.
Prens Hirohito'nun ayrılışı gazetelerde geniş yer buldu. Naha, Hong Kong, Singapur, Colombo, Suez, Kahire ve Cebelitarık'a yelken açtı. Portsmouth'a iki ay sonra 9 Mayıs'ta ulaştı ve aynı gün Britanya'nın başkenti Londra'ya ulaştı. Birleşik Krallık'ta Anglo-Japanese Alliance'ın bir ortağı olarak karşılandı ve kral V.George ve Başbakan David Lloyd George ile bir araya geldi. O akşam Buckingham Sarayı'nda bir ziyafet düzenlendi ve V. George ve Connaught Prensi Arthur'la bir toplantı düzenlendi. Ertesi gün Windsor Kalesi'nde Prens Edward (gelecekteki VIII.Edward ) ile tanıştı ve ondan sonra her gün bir ziyafet düzenlendi. Londra'da Britanya müzesi, Londra kulesi, İngiltere bankası, Oxford Üniversitesi ve Deniz Harp Koleji'ni gezdi. Cambridge Üniversitesi'nde, Profesör Tanner'ın "İngiliz Kraliyet Ailesi ve Halkı Arasındaki İlişki" konulu dersini dinledi ve fahri doktora derecesi aldı. 19'dan 20'ye kadar İskoçya'nın Edinburgh şehrini ziyaret etti ve aynı zamanda Edinburgh Üniversitesi'nde Fahri Hukuk Doktoru unvanını aldı.